iddaa, facebook sayfa nasıl kurulur, facebook, program indir, oyun hileleri, oyunlar
ana sayfa > Hayattan > Sokak Futbolu

Sokak Futbolu

Salı, 01 Haz 2010

Günümüzün en yaygın sporu olarak sayabiliriz ‘futbol’u . Özellikle ülkemizde futbola büyük önem veriliyor . Ülkenin sağı-solu futbol . Sokakları da öyle … Çocukların en büyük eğlenceleri , belki de daracık sokaklarda oynanabilecek en güzel oyun futbol.Oynaması en zevkli , takımına bir şeyler katabileceğin en eğlenceli oyun.Geçmişte de böyleydi , şimdi de böyle , gelecekte de böyle olacak.Peki bu oyunu zevkli hale getiren ne ? Bir topun peşinden koşup , o topu rakip kaleye -sokak iki taş arasına- atmanın ne gibi bir eğlencesi olabilir ki?

Eğlence , topu o iki taşın arasına atmakta değil . Eğlence , arkadaşlarınla birlikte takım olup , bir hedefe kilitlenmek.Bunu da kurallar dahilinde yapıp , rakip takımla -sonucun herhangi bir faydasının olmayacağını bile bile- kıyasıya yarışmak.

Gelelim nasıl oynanacağına . Bilmeyen yoktur sanırım ama anlatmazsam konuya uymayacak.Neyse başlıyım ben : Sokağın tüm çocukları toplanır öncelikle . Uzun tartışmalar sonucunda , hangi ikilinin takım seçeceği kararlaştırılır . Bu 2′liden hangisinin önce adam alacağına ise “alırım-veririm” yöntemiyle karar verilir.Bunu açıklamak isterdim ama , pek kolay olmayacak gibi.(açıklama aşağıda)Sırayla adamlar alınır.Tam tüm sorunlar halledildi , oyuna başlanacak derken “kaleci problemi” ortaya çıkar , ancak demokrasilerde çare tükenir ; sokak futbolunda tükenmez.”Elma attım denize …” , “İlk çıkan ilk kaleye geçecektir” gibi sayışmalarla kaleciler belirlenir.Her kaleci , takımın belirlediği sayıda (bu sayı genelde 2-3 olur) gol yiyene kadar kalede durur.Ancak bunun da bir adabı var , bilerek gol yiyen , o golün yerine bir gollük daha kalede durur.Neyse geçelim oyuna artık :

Oyuna santra vuruşu ile başlanır , normal futbolla benzer olan ender durumlardan birisidir bu.Genelde takım en iyisi topu alır ve oyun başlar başlamaz kaleye vurur topu . Bunun amacını hala çözen yok sanırım.

En büyük dertlerden biri ise mevki paylaşmadır.Şayet kimse defansta durmak istemediği için tartışmalar çıkar . Bu sorun da takımın en tecrübelisinin müdahalesiyle -bağırmasıyla- son bulur . “Mehmet ! Forvette ne işin var , gel lan defansa ! “..

Kaleci seçiminden söz etmiştik . Birisi kaleye geçecek olursa , genelde autları kullanamaz . Ya yakın bir pas verir , yada takımın uzaklara atabilen bir oyuncusu diker autları . Çoğu kişinin de kaleye geçmek istememe nedeni bu sanırım .

Duran topları kimin kullanacağı zaten apayrı bir derttir.Takımın en yeteneklisi her zaman bu vuruşlar için idealdir , ki her zaman “Freekick 1″ , “korner 1″ , “penaltı 1 ” diyenler de bu tipler olur . İlginçtir , vuruşları genelde hüsranla sonuçlanır ve  “Ayağıma oturmadı , kusura bakmayın millet” denmesiyle hüsrana kılıf uydurulur.Ama aynı vuruşu , “en iyi oyuncu” olmayan biri yapsa , bir daha ona hiçbir şekilde şans verilmez.

Oyuncu seçme işi ise , kimisine göre çok kolay , kimisine göre çok zordur.Sadece bir futbolcu bilen birisi , o futbolcu seçilirse büyük strese girer.Ve bunun sonucu olarak “Ben kimim ? ” sorusu ortaya çıkar . Cevap olarak bir futbolcu ismi söylenir.Böylece başka bir soru olan “O kim?” ortaya çıkar . Bahsi geçen oyuncunun başarıları anlatınca , “cahil” oyuncunun , oyuncu haznesine bir futbolcu ismi daha yerleşmiş olur ve o oyuncu maç boyunca bağıra bağıra bu ismi söyler.

Maçların sorunsuz biteme yüzdeliği gayet azdır sokak futbolunda .Genelde oynayan abi-kardeşten , abinin kardeşini dövmesiyle oyun son bulur .Diğer oyuncunun bu ikiliye isyanı “sizinle bir daha oynayan n’olsun var ya ! ” şeklindedir , ancak ertesi gün zilleri ilk basılan kişiler , önceki gün kavga edenlerdir.Eğer kavga edenler hala dargınsa , erdemli bir çocuk “bir oyun yüzünden kavga mı edilir?” der . Herkes bu fikre katılır ve küsler barıştırılır.

Penaltılarda , kalede iyi olmayan bir kaleci varsa yerine daha iyi birisi geçer . Ki bunun da bir bedeli vardır elbet . 2 penaltı kullanılır , ilki gol olursa ikincisi kullanılmaz .Penaltı kullanıldıktan sonra kaleci yeniden kalesine geçer.

“Abanmak yok , teknik vur ” , “çok abanıyolar” , büyük abiler tarafından söylenen “at bakayım , bir tane vurup gideceğim” yalanı , sokak futbolu klişelerindendir.

Genelde kornerden direk kale düşünülür.İçeriye sert bir top gönderilir , top kaleciye ya da bir oyuncuya çarpıp ağlarla buluşur -iki taş arasına girer- .Bu goller , en meşhur ve en güzel gollerdendir.

Eklemedene edemeyeceğim bir konu ise , sonradan gelen oyuncular . Evlerinde meşgul olan kişiler , daha sonra dışarı çıktıklarında , kimi zaman tam bir dert , kimi zaman oyunun sonu olur.Hangi oyuncu hangi takıma girecek tartışması olur ve skora göre belirlenir.Hangi takım daha kötüyse daha iyi oynayan o takıma girer.

10 devre 20 biter şeklinde oynanır maçlar.Dakikayla oynayan çok azdır , belki de yoktur . Ancak skor kaç olursa olsun , akşam olursa “atan kazanır” yöntemi kullanılır.Eğer önde olan takım gol yiyip kaybederse , herkesin işi yaştır.Biz kazandık kavgasına tutuşulur.Herkesin kalbi kırık evlere dağılınır.

İlk yazımla sizinle beraberdim.Okuyanlara teşekkürler.Devamı daha sonra.

(Alırım-Veririm Yöntemi : En iyi iki oyuncu karşılıklı dizilir.Birisi “alırım-veririm” diyerek ayak topuklarını , parmaklarına değdirecek şekilde ilerler.Karşısındaki oyuncunun ayağına basarken “alırım” diyorsa , ilk o oyuncu alır ; “veririm” diyorsa ilk olarak diğer oyuncu oyuncu alır.)

Hayattan , , , , , , , , ,

  1. Stejan
    Salı, 01 Haz 2010 zamanında 18:47 | #1

    Güzel yazı için teşekkürler

  1. şimdilik geri bağlantı yok